Ülkelerin Diyetteki Tuzu Azaltma Politikaları

Ülkeler r1b 22/02/2021

Günümüzde pek oldukça ülke aşırı tuz tüketiminden meydana gelen sıhhat neticelerini vurgular ve rejimle tuz alımını azaltma olasılıklarına odaklanır. Nüfustaki tuz tüketimindeki en büyük azalma, nüfus çapında politikaları (düzenleme, mecburi reformülasyon ve besin etiketleme) içeren kapsamlı stratejilerle elde edilebilir. Tuz azaltma politikaları içinde, nüfusun tuz tüketiminin ve diyetteki başlıca tuz kaynaklarının temel tanımlanması, piyasada bulunan belirli sayıda ürünün tekrardan formüle edilmesi ve bireysel düzeyde tuz azaltma mevzusunda artan farkındalık ve informasyon, tuzun azaltılması için bir ortam yaratılması yer alırken ek olarak sıhhatli yiyeceklerin tanıtımı da sayılabilir.
Bu yüzden, besin endüstrisi tarafınca yenilikçi reformülasyon, mühim seviyede katkıda bulunma potansiyeline haizdir. İşlenmiş gıdaların aromaları, tuzun kısmen tuz ikameleri ve lezzet arttırıcılar ile değiştirilmesiyle iyileştirilebilir. Tuz azaltma yaklaşımlarından biri, ‘tüketicinin bilgisi olmaksızın kademeli indirgeme’ yaklaşımıdır; bu, genel olarak insanların tuz içeriğindeki farkın düşük olduğu iki madde içinde fark yapamayacağı gözlemine atıfta bulunur. Bilhassa erken çocukluk döneminde anaokullarında, okullarda ve evde sıhhatli beslenme ve sıhhatli beslenme alışkanlıklarının artırılması ve uygun şekilde tanıtılmasının tuz azaltımı için en ümit verici önlemler olduğu öne sürülmektedir. Ülkelerin Diyetteki Tuzu Azaltma Politikaları
Tuz içeriğindeki farkın düşük olduğu iki maddeyi genel olarak ayırt edemedikleri gözlemine işaret eder. Bilhassa erken çocukluk döneminde anaokullarında, okullarda ve evde sıhhatli beslenme ve sıhhatli beslenme alışkanlıklarının artırılması ve uygun şekilde tanıtılmasının tuz azaltımı için en ümit verici önlemler olduğu öne sürülmektedir. Tuz içeriğindeki farkın düşük olduğu iki maddeyi genel olarak ayırt edemedikleri gözlemine işaret eder. Bilhassa erken çocukluk döneminde anaokullarında, okullarda ve evde sıhhatli beslenme ve sıhhatli beslenme alışkanlıklarının artırılması ve uygun şekilde tanıtılmasının tuz azaltımı için en ümit verici önlemler olduğu ileri sürülmektedir.

Rejim Tuzu Azaltma Politikaları

Artan işlenmiş besin üretimi, süratli şehirleşme ve değişen yaşam tarzları beslenme modellerini dönüştürüyor. Yüksek işlenmiş gıdalar gittikçe daha çok bulunur ve daha uygun fiyatlı hale gelir. Dünyanın dört bir tarafındaki insanoğlu doymuş yağlar, şekerler ve tuz bakımından yüksek olan daha çok enerji yoğun gıdalar tüketiyor. Cappucio ve arkadaşlarının Avrupa Tuz Fiil Ağı’ndan (ESAN) bilimsel bir açıklamada kısa sürede gösterildiği şeklinde, kardiyovasküler hastalıkları önlemek için tuz tüketiminde ılımlı bir azalma için küresel eylemleri destekleyen kanıtlar güçlüdür.
Küresel tuz azaltma girişiminin genel amacı, Dünya Sıhhat Örgütü’ne (WHO) doğru averaj nüfus tuz alımında % 30 nispi bir azalmadır. Yetişkinler için günde 5 g’dan azca tavsiye edilen düzeydir. Bu, beslenmeye özgü tek hedef ve bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi ve kontrolü için Küresel Fiil Planının temel bir bileşenidir. Tuz azaltma mevzusunda harekete geçen ülkelerin sayısı artıyor, sadece bilhassa yüksek gerilim sebebiyle ölüm riskinin daha çok olduğu düşük ve orta gelirli ülkelerde oldukça fazla tuz tüketmenin sağlıkla ilgili neticelerini azaltmak için daha çok tedbir alınması tehlikeli sonuç ehemmiyet taşımaktadır. Bu sebeple yüksek gelirli ülkelerdeki iki katından daha fazladır. Ülkelerin Diyetteki Tuzu Azaltma Politikaları
DSÖ, Üye devletlere teknik olarak destek olmak için SHAKE araçlarının kullanımını teşvik etmektedir. Tuz azaltma stratejileri her ortamda farklılık gösterecektir, sadece stratejinin ana unsurunun kuvvetli liderlik ve siyasal bağlılığa ek olarak tüketicileri, endüstriyi ve hükümeti hedefleyen eylemlerin bir kombinasyonu olması muhtemeldir. SHAKE paketi tarafınca belirlenen, popülasyonda tuz alımını azaltmaya yönelik müdahalelerde mühim unsurlar şunlardır:
• Besin üreticilerinin ve perakendecilerin daha sıhhatli yiyecekler üretmesi, sıhhatli ürünleri kullanımı ve uygun fiyatlı hale getirmesini sağlamak için uygun mali politikalar ve düzenlemeler yapılması şeklinde hükümet politikaları
• Düşük tuzlu ürünlerin bulunabilirliğini ve erişilebilirliğini iyileştirmek için hususi sektörle beraber çalışılması
• Tuz tüketimini azaltma ihtiyacı mevzusunda farkındalık yaratmak için toplumsal pazarlama ve seferberlik kanalıyla tüketici bilinci ve nüfusun güçlendirilmesi
• Mahalli siyaset müdahaleleri ve okullar, işyerleri, topluluklar ve şehirler şeklinde ‘sıhhatli besin’ ortamlarının teşviki kanalıyla tuzun azaltılması için elverişli bir ortam yaratılması
• Siyaset kararlarını bilgilendirmek için nüfus tuz alımının, diyetteki tuz kaynaklarının ve tüketici bilgilerinin, tuzla ilgili tutum ve davranışlarının izlenmesi
Tuz azaltma müdahalelerinin son dizgesel incelemesi nüfustaki tuz tüketimindeki en büyük azalmanın, popülasyon çapında ‘yukarı havza’ politikalarını (düzenleme, mecburi reformülasyon ve besin etiketleme) içeren kapsamlı stratejilerle başarılabileceğini öne devam eden müdahalelerin ‘etkililik hiyerarşisini’ tanıtmaktadır. Bu, bilhassa orta ila düşük gelirli ülkelerde vurgulanmaktadır, şu sebeple bu, besin ortamını başarıya ulaşmış bir halde değiştirmenin ve böylece popülasyonda azaltılmış bir tuz alımına ulaşmanın tek yoludur. Bireysel temelli müdahaleler nispeten yetersiz görünmektedir. (mesela, bireyler için beslenme danışmanlığı, tek başına medya kampanyaları). Japonya’da Finlandiya‘da 4 g / gün, Türkiye’de 3 g / gün ve İngiltere’de 1,3 g / gün olan nüfus çapında politikaların tesirleri. Mecburi tekrardan formülasyonun tek başına yalnızca ortalama 1,4 g / gün azalma sağlayabileceği tahmin edilmektedir.
Değişik ülkeler şu anda tuz azaltma girişimlerinin geliştirilmesi yada uygulanmasında değişik aşamalardadır. Birleşik Krallık’ta, Beslenme Bilimsel Danışma Komitesi, 2003 senesinde Tuz ve Sıhhat raporunu yayınladı ve bu rapor, yetişkinler için tuz alımının günde 6 g’dan fazla olmamasını tavsiye etti. 2006 senesinde hükümet, besin endüstrisini günlük gıdalardaki tuzu azaltmaya zorlayarak ilk olarak tuz hedeflerini uygulamaya koymaktadır. Tuz azaltımı on yıldan fazla bir süredir devam etmektedir ve birçok besin kategorisi, on yıl öncesine gore şimdi % 40 daha azca tuzlu kahvaltılık tahıllar şeklinde bazı ürünlerle oldukça gelişme göstermiştir.
ESAN dahilindeki AB tuz azaltma faaliyetleri, ürüne özgü hedeflerin geliştirilmesi ve uyumlulaştırılmasını, besin bileşimini seyretme yöntemlerini genişletmeyi, çabaların sıhhat üstündeki tesirini modellemeyi ve tüketici tutumları, detayları ve davranışları hakkında detayları artırmayı dikkate alır. ABD’de tuz azaltma emek vermesi federal, eyalet ve mahalli hükümet kurumlarını kapsamaktadır. Besin endüstrisinin gönüllü çabaları, genel tuz alımını azaltmada başarısız olmuştur. Tuz alımını tavsiye edilen düzeylere getirmek için besin tedarikinde daha çok değişim yapılması gerekmektedir.
Avustralya Federal Hükümeti 2010 senesinde Besin ve Sıhhat Diyaloğu’nu (FHD) başlattı. FHD’nin odak noktası, ilk olarak tuz azaltma hedefleri kanalıyla gıdaların gönüllü olarak tekrardan formüle edilmesi üstüne odaklandı.]. 2015’in sonlarında, Victoria Tuz Azaltma Ortaklığı (VicSalt Ortaklığı), eyalet düzeyinde tuz azaltma müdahaleleri için bir fiil planı geliştirmek suretiyle sıhhat ve araştırma kuruluşlarını bir araya getirmeye adım atmıştır. Netice olarak, tuz azaltma faaliyetleri hali hazırda çeşitli değişik programlar kanalıyla uygulanmaktadır, sadece ülkelerin önümüzdeki on yıl içinde tuz alımında tavsiye edilen % 30 azalmayı gerçekleştirmelerini sağlamak için ek çabalar ve daha sağlam ulusal seyretme mekanizmaları gerekmektedir.
Rejim tuzunun % 75’inden fazlası işlenmiş gıdalardan gelir. Rejimlere en oldukça tuz katkısı yapanlardan bazıları sofra tuzu şeklinde çeşniler, arkasından tahıllar ve tahıl ürünleri (ekmek ve bazı pizza türleri dahil), et ve et ürünleri (domuz pastırması, jambon ve sosis şeklinde işlenmiş etler dahil) ve süt ürünleridir. (peynir ürünleri dahil) Bu yüzden, besin endüstrisi tarafınca ürün tekrardan formülasyonu, mühim seviyede katkıda bulunma potansiyeline haizdir. Sadece, alımları başarıya ulaşmış bir halde azaltmak için, tüketicilerin daha sıhhatli besin seçimleri yaparak ve yiyecek pişirmede kullanılan ve masaya eklenen tuzu sınırlayarak tuz alımlarını azaltmaları için teşvik edilmesi gerekir.Ülkelerin Diyetteki Tuzu Azaltma Politikaları
Tüketici besin seçimi, gıdanın etkili ve doğru etiketlenmesi ve pazarlanmasıyla yönlendirilebilir. Tuz azaltmada etiketlemenin amacı, besin seçimini daha azca tuz içeren daha sıhhatli seçimlere yönlendirmektir. Gıda etiketlemesi, bilhassa paketin önü etiketleme, besin ürünlerinin tekrardan formüle edilmesini de teşvik edebilir. Dünya genelinde kullanımda olan ve en yaygın olarak öncesinden paketlenmiş yiyecek ve içecek ürünlerine uygulanan çeşitli hem gönüllü hem de mecburi beslenme etiketleme sistemleri vardır.
Gıda beyannamelerinin (tuz dahil) tüm öncesinden paketlenmiş gıdalarda gösterilmesi gerekmekle beraber, paketin ön etiketlemesi, besin ürünlerinin gıda kalitesi hakkında kolayca anlaşılır bilgiler göstererek ek bir vasıta olarak kullanılabilir (beslenme iddiaları) Tüketiciler, tuz azaltma kampanyalarında, paketin önündeki etiketleri tuz içinde ne olduğu için tertipli olarak denetim etmeye yada parasız besin tarayıcı uygulamaları kullanarak barkodu taramaya çağrı etmektedir.
Bilhassa şeker şeklinde öteki besinler ile ilgili mevcut tüketici endişeleri göz önüne alındığında, kalabalık beslenme alanında tuz görülmelidir. Tuzun sıhhat neticeleri üstündeki zararı dokunan tesirini vurgulamak için hedefli mesajlaşmanın kullanılması, davranış değişikliği için bir motivasyon deposu olarak belirlendi. Mesela, Birleşik Krallık hükümeti kampanyasının ilk aşamasında “Tuz Öldürüyor” mesajını kullanmıştır. Finlandiya’da, yüksek tuz uyarı etiketleri 1993’ten itibaren yüksek tuzlu gıdalara yerleştirildi ve bu da hem tuz alımında bir azalmaya hem de tuzu azaltmak için gıdaların tekrardan düzenlenmesine niçin olmuştur. Besin ürünlerindeki tuzu azaltarak, ürünlerin tüketici tarafınca kabul edilmesini sürdürmek bir zorluktur. Tüketicinin tuzu azaltılmış gıdalara ilişkin algısı, pazar başarısı için oldukça önemlidir.
Daha düşük tuz içeriğine haiz ürünleri seçmek olasılıklardan biridir; evde yeme alışkanlıklarında hala gelişmeler var. Yiyecek hazırlanırken tuz eklenmemesi, sofrada tuzluk olmaması ve tuzlu atıştırmalıkların tüketiminin sınırlandırılması ile tuz tüketimi azaltılabilir.
Yüksek gelirli ülkelerde rejimle tuz alımına ilişkin informasyon, tutum ve davranışlar düşüktür. Aynı durum orta ve düşük gelirli ülkeler için de geçerlidir. Tüketiciler yüksek tuz alımının sıhhat sonuçlarının farkındadır, sadece tavsiye edilen rejim alımı, gıdalardaki kaynaklar ve tuz ile sodyum arasındaki ilişki hakkında temel bilgiler eksiktir. Daha yüksek gelirli ülkelerde eğitimin artmasıyla bilginin ve daha sıhhatli davranışların arttığını fark edersek, orta yada düşük gelirli ülkelerden meydana getirilen bazı emek harcamalar bu korelasyonların farkına varılmaz. Eğitim düzeyine bakılmaksızın farkındalıkları düşüktür. Tuz tüketiminin sıhhat üstündeki tesiri ve diyetlerdeki başlıca tuz kaynakları hakkında farkındalık yaratmak, tüketici davranışını etkilemeye destek olacaktır.
Davranış değişikliğini hedefleyen stratejiler hemen sonra insanları rejimlerini iyileştirme ve düşük tuzlu besin ürünlerine olan talebi artırma mevzusunda güçlendirmek için kullanılabilir. Eğitim ve yazışma stratejileri, tuz tüketimiyle ilgili toplumsal normlarda değişikliklere, daha sıhhatli ve daha düşük tuzlu ürünlere olan talebin artmasına ve bireyler ve topluluklar için genel sağlıkta iyileşmelere yol açabilir. Ekonomik değerlendirmeler, sıhhat eğitimi stratejilerinin düşük ve orta gelirli ülkelerde maliyet etkin bulunduğunu açıkça göstermektedir. İyileştirilmiş sıhhat okuryazarlığı beslenme alışkanlıklarını ve refahı etkileyebilir. Bununla beraber, bu mevzuyla ilgili deneysel araştırmalar sınırlıdır ve besin ve sıhhat okuryazarlığı ile rejim içinde hala bağlantı kurulması gerekmektedir.
Geleneksel olarak, rejim önerileri averaj nüfus düzeyinde belirlenmiştir. Tuz azaltma ile ilgili davranışları etkilemek için kitle yazışma kampanyaları yaygın olarak kullanılmaktadır. Tipik kampanyalar, yalnızca tv yada radyo şeklinde geniş kitlelerin olduğu medyaya değil, bununla birlikte reklam panolarına, posterlere, dergilere ve gazetelere de mesajlar yerleştirir. Bununla beraber, mevcut araştırmalar artan bir halde risklerin, faydaların ve beslenme gereksinimlerinin özelliklerine bağlı olarak değişik nüfus grupları içinde büyük seviyede farklılık gösterdiğini göstermektedir.
Tuz azaltma kampanyaları bundan dolayı, mesajları ferdin toplumsal ağına iletmek için web, cep telefonları ve kişisel dijital asistanlar şeklinde yenilikçi toplumsal platformları kullanmalıdır. Kitle yazışma araçları olarak yada bireysel düzeyde tasarlanan tuz azaltma kampanyaları, uygun şekilde planlanmalı ve tek seferlik girişimler yerine tercihen oldukça yıllı programlar olmalıdır.
Halihazırda yüksek kan basıncına ve kardiyovasküler hastalıklardan herhangi birine haiz olan kişilere, tüm tuz azaltma stratejilerini izleyebilmeleri için yiyeceklerden tuz alımını azaltmaları tavsiye edilir. Hastalığı olan yada hiponatremiye yada vücut suyunun akut birikmesine niçin olabilecek ilaçları alan yada kontrollü bir rejime gerekseme duyan hususi bir grup insan, sodyum alımı ile sıhhat neticeleri içinde belirli bağlantılara haiz olabilir. Bu yüzden, hekim denetiminde rejim uygulanmalıdır.

Kaynakça:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5436672/
https://www.researchgate.net/publication/229962869_Salt_in_food_processing_usage_and_reduction_A_review

Yazar: Hasret Güvenç Ağaoğlu

#diyette tuzu azaltma politikaları #diyetteki tuzu azaltma uygulamaları #dünya ve tuz azaltımı #hükümetlerin tuzu azaltma politikaları
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.