Soya Tüketiminin Meme Kanseri ve Kardivasküler Hastalıklara Etkis

Sağlık r1b 04/03/2021

[Meme kanseri ve kardivasküler hastalıklar Dünyada ölüm sebeplerinin başlangıcında gelen hastalıklar arasındadır. Dolayısıyla bu hastalık risklerini artıran ya da önlenmesine destek olan faktörler mevzusunda emek harcamalar yoğundur. Bu yazıda soya proteini tüketilmesinin bu hastalıklarda ne şeklinde rol oynadığı hakkında bilgiler bulunmaktadır.

Soya Tüketimi ve Meme Kanseri

Meme kanseri, Dünya çağlarında hanımlarda teşhis edilen en yaygın kanserlerden biridir ve hanımlarda akciğer kanserinden sonrasında ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Meme kanseri, yumurtalık hormonları ve östrojen seviyeleri ile kuvvetli bir halde bağlantılıdır. Yüksek endojen östrojen seviyeleri ve hormon tedavisi şeklinde faktörler, meme kanseri riskinin artmasında rol oynamaktadır Hakkaten de, meme kanseri vakalarının 2 / 3’ü östrojen reseptörü (ER) pozitiftir.
Soya izoflavonları östrojene oldukça benzediğinden, birçok sıhhat pratisyeni, soyanın bir östrojen molekülü şeklinde davranacağı korkusuyla hanımlarda, Soya Tüketiminin Meme Kanseri ve Kardivasküler Hastalıklara Etkismeme kanserli hanımlarda ve menopoz sonrası hanımlarda soya tüketimine karşı uyarıda bulunurlar. Sadece bazı uzmanlara gore ise bu yanlıştır. Şu sebeple soya izoflavonları memedeki reseptör bölgelerini bağlamak için endojen östrojen ile rekabet ederler. Böylece meme dokusunda östrojenle uyarılan büyümeyi ve proliferasyonu azaltacağından ve endojen östrojen konsantrasyonlarını azaltabilirler. Nitekim soya izoflavonlarının östrojen açısından varlıklı ortamlarda östrojen antagonisti ve düşük östrojen ortamlarında östrojen agonisti olarak vazife yapabileceği gösterilmiştir. Soya izoflavonlarının biyo yararlanımının östrojen seviyeleri ile ters orantılı olabileceğine dair kanıtlar da vardır.
Epidemiyolojik emek harcamalar soya izoflavonlarının meme kanseri riski üstünde koruyucu bir tesir yaptığını göstermiştir; tüketilen günlük 10 mg izoflavon başına % 16 risk azalması göstermektedir. Hollanda‘da meydana getirilen bir emek verme, yüksek plazma genistein düzeylerinin meme kanseri riskinde % 32’ye varan azalma ile ilişkili bulunduğunu bulmuştur. Soya yemi alımını ve göğüs kanserinde hayatta kalmayı araştıran bir 2009 emek harcaması, soya yemi tüketiminin hem ölüm hem de meme kanseri nüksü riskinde belirgin bir azalma ile ilişkili bulunduğunu bulmuştur.
1997’de meydana getirilen bir emek verme, genisteinin kuvvetli bir östrojen agonisti bulunduğunu ve in vitro olarak meme kanseri hücrelerinde hücre büyümesini inhibe edici etkisinde bırakır sergilediği bulunmuştur. Daha yeni tarihindeki bir çalışmada, genisteinin topoizomeraz II aktivitesini inhibe etmek için çalıştığını ve böylece meme kanseri büyümesinin inhibisyonuyla sonuçlandığını bulmuştur. Genisteinin radyoprotektif etkilerini, toksik bir ışınım dozu almadan 24 saat ilkin dişi farelere izoflavon enjekte ederek araştırdılar ve genistein ile tedavi edilen farelerin, tedavi edilmeyen farelere gore daha azca DNA hasarına cevap veren ve hücre döngüsü denetim noktası genleri ifade ettiğinibulunmuştur. Magee vd. kumestrol, glisitin, daidzein ve metabolitler equol ve O-desmethylangolensin’in MDA-MB-231 hücreleri üstündeki tesirini araştırdılar ve her birinin istilayı en düşük dozda ortalama % 30 oranında engellediğini, genistein ve kumestrolün ise en kuvvetli inhibitör bulunduğunu buldu. en yüksek dozda salgın üstündeki etkisinde bırakır.
Soya Tüketiminin Meme Kanseri ve Kardivasküler Hastalıklara EtkisShike ve ark. meme kanseri olan hanımlarda soya izoflavonlarının takviye edilmesi, soya tüketiminin meme kanseri tümörlerinde, bilhassa FANCC ve UGT2A1’de, her ikisi de meme kanseri tümörlerinin gelişiminde rol oynayan gen ekspresyonunu değiştirdiğini bulmuştur. Meme kanseri hastalarında fena prognozun bir belirteci olan yukarı regüle edilmiş FGFR2 ekspresyonuna haiz bir tümör alt kümesi vardı ve genel soya alımı, plasebo grubuna kıyasla hücre proliferasyonunu ve apoptoz indekslerini mühim seviyede değiştirmedi. Bu başlangıçta cesaret kırıcı şeklinde görünse de, yazı bu ufak yukarı düzenlemenin klinik sonuçlarının hemen hemen belirlenmediğine işaret etmektedir.
Bilhassa menopoz sonrası hanımlarda soya takviyesi ile ilgili öteki bir yaygın kaygı, kanda düşük lenfosit seviyelerine haiz olma durumu olan lenfositopeniye niçin olmasıdır. Bu endişelerden bazıları, 2001 senesinde gösterilen, postmenopozal bayanların 3 yıl süresince 600 mg, bileşik bir izoflavon olan ipriflavon takviyesi yapmış olduğu oldukça merkezli bir emek harcamadan meydana gelmektedir. 234 hanım haricinde, % 13.2 subklinik lenfositopeniye (<0.5 x 10 geliştirilen 3 / aa 3 ). Başka bir 2 senelik emek verme katılımcılarının% 3’ünün de anormal lenfosit sayıları geliştirdiğini bulmuştur. Ben-Hurt ve ark. menopoz sonrası bayanların da daha yüksek monosit seviyelerine haiz bulunduğunu tespit etmişler bu da menopozun hematolojik parametreleri kati olarak değiştirdiğini gösteriyor.
Laboratuvarlar tarafınca meydana getirilen bir fare emek harcaması bu neticeleri çürütmektedir. Meydana getirilen emek verme, bir tek ovariektominin lenfosit, monosit, eozinofil ve bazofil diferansiyel sayılarını arttırdığını değil, hem de soya izoflavonlarının lökosit sayılarını ameliyat öncesi seviyelere getirdiğini bulmuştur. İnsan popülasyonlarında bunun doğruluğunu kontrol etmek için laboratuvarımız ek olarak, 60 mg izoflavon takviyesi içeren 1 senelik 25 g soya proteininin menopoz sonrası hanımlarda lenfosit sayısını ne seviyede değiştirdiğini araştırdı. Bu emek verme, menopoz sonrası hanımlarda toplam ve değişik beyaz kan hücresi sayımları üstünde hiçbir tesir olmadığını göstermiştir; bunun sebebi, soya proteininin tahmini izoflavon içinde ne olduğunun 60 mg farmakolojik dozdan daha düşük olması olabilir.
Lökosit sayıları menopozla beraber yükselme eğiliminde olduğundan, farmasötik dozlarda soya için beyaz kan hücresi sayısını düşürmek fena bir yan tesir değildir. Ek olarak, soya proteininin takviyesinin lökosit seviyeleri üstünde mühim bir tesiri olmamıştır, bu da soya takviyesinin çoğu zaman sıhhatli menopoz sonrası popülasyonlar için güvenli bulunduğunu göstermektedir.

Soya ve Kardiyovasküler Hastalık

Soya Tüketiminin Meme Kanseri ve Kardivasküler Hastalıklara EtkisDaha ilkin belirtildiği şeklinde, soya izoflavonları fitoöstrojenlerdir. Östrojenin kalp koruyucu olduğu bilinir bu yüzden soyanın da kalp koruyucu olabileceği mantıklı durmaktadır. Soya desteğinin kalp sağlığı üstündeki tesirini araştıran klinik araştırmaların bir çok, esas olarak kolesterol seviyelerine odaklanmaktadır. Bunun sebebi, soyada bulunanlar şeklinde fitosterollerin, bağırsak emilimi için kolesterol ile rekabet etmeleri olabilir.
Meydana getirilen bir 2015 emek harcaması 8 haftalık standart soya sütü takviyesinin günde 2 g fitosterol ve 10 g / gün inülinle zenginleştirilmiş soya sütü takviyesinin etkisine tesirini araştırmıştır. Her iki grup da her iki grupta da LDL-C’de bir azalma görürken, fazladan fitosteroller ve inülin ile takviye edilen emek verme grubu mühim seviyede daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. TC hem de düzgüsel soya sütünün kontrolüne kıyasla emek verme grubunda mühim seviyede azalmıştır. Soya, soya sütünün ötesinde pek oldukça şekilde yararlı olabilir. 12 hafta süresince tam soya gıdalarını (günde 3-4 porsiyon) takviye eden bir emek verme soya müdahalesinin toplam kolesterolü, LDL-C’yi, HDL olmayan kolesterolü ve apoB’yi, BMI azalmasa bile mühim seviyede düşürdüğünü bulmuştur.
Daha önceki bir emek verme soya proteini desteğinin kolesterol seviyelerinde düşüşe niçin bulunduğunu da bulmuştur. 40 g soya unu takviyesi icra eden prehipertansif hanımefendiler, LDL-C’de ve inflamasyonun bir belirteci olan yüksek hassasiyetli C-Reaktif Protein’de (CRP) düşüşler görülmüştür. İlginç bir halde, başka bir emek verme, 1 aylık soya fıstığı desteğinin arteriyel sertliği orta derecede azalttığını sadece inflamatuar biyo belirteçleri iyileştirmediğini bulmuştur. Ek olarak, Lucas ve ark. soya izoflavonlarının yumurtalıkları alınmış Altın Suriye Hamsterlerinde hem hiperlipidemi hem de aterosklerotik lezyonları önlediğini tespit edilmiştir.
CVD ve soya tüketimi için meydana getirilen araştırmada hala boşluklar olsa da, araştırmalar çoğu zaman soyanın kolesterol üstündeki etkisine bakılmaksızın kalp sağlığı üstünde pozitif yönde bir etkisine işaret ediyor. Soyanın, postmenopozal KVH’nin bir hamster modelinde aterosklerotik lezyon gelişimini mühim seviyede azalttığını bulmak bilhassa önemlidir, şundan dolayı KVH, ABD’de önde gelen ölüm sebebi olmaya devam etmektedir.

Kaynakça:
https://www.researchgate.net/publication/334185390_Soy_Soy_Isoflavones_and_Protein_Intake_in_Relation_to_Mortality_from_All_Causes_Cancers_and_Cardiovascular_Diseases_A_Systematic_Review_and_Dose-Response_Meta-Analysis_of_Prospective_Cohort_Studies
https://www.ahajournals.org/doi/full/10.1161/circulationaha.106.171052
https://vtechworks.lib.vt.edu/bitstream/handle/10919/75581/HNFE-339.pdf?sequence=1

Yazar: Hasret Güvenç Ağaoğlu

#kalp hastalıkların soya #meme kanserinde soya tüketimi #Soya fasulyesi yararları #soya fasulyesinin kalp hastalıklarındaki rolü #soya fasulyesinin kansere etkisi
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.