Sone Nazım Şekli Nedir?

Edebiyat r1b 11/01/2021

8449_tayfunmuallim_141891888840Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gerilemeye başlamasıyla beraber bu geriliğin nedenlerini ortadan kaldırmak için batıya yönelinmiş , Batılı eğitim kurumları örnek alınarak yeni eğitim kurumları açılmış, fazlaca sayıda talebe batıya ( bilhassa batı denildiğinde 19. yüzyılda Fransa akla gelir) gönderilmiş. Batıya giden sanatçılar ve sanatsever devlet adamları batılı edebiyatçıların tesirinde kalmış olarak ülkeye döndüklerinde yeni nazım şekilleri ve temaları kullanmaya başlamışlardır. Tüm bu Batıya yönelmenin sonucu olarak edebiyatımız da Batı tesirinde kalmış olarak bir tüm olarak değişmeye başlamış. Daha ilkin divan edebiyatının klişeleşmiş nazım şekilleri olan gazel, kaside, rubai, mesnevi benzer biçimde nazım şekilleri kullanılırken bu yeni edebiyatta sone, terzarima, balad, triyole benzer biçimde yeni nazım şekilleri tercih edilir olmuştur. Bu yazımızda sone nazım şeklini tanıtmaya çalışacağız.

Sone, İtalyan edebiyatında ortaya çıkan zaman içinde büyük Fransız şairlerinin kullanmasıyla Fransız edebiyatı üstünden Avrupa’ya ve edebiyatımıza taşınmıştır. İki dörtlük ve iki üçlük olmak suretiyle 14 dizeden oluşan soneler fazlaca değişik mevzuları ele alabilen muhteşem işlevsel ve lirik yapısı yardımıyla çokça kullanılan bir nazım şekli olmuştur. Avrupa edebiyatında çokça kullanılan bir nazım şekli olduğundan zaman içinde İtalyan, İngiliz ve Fransız olmak suretiyle üç ayrı kafiye şemasıyla yazılır olmuştur.

A. İtalyan tipinde: Kafiye şeması abba, abba, ccd, ede( en sık kullanılan kafiye şeması budur.)

B. Fransız tipi: Kafiye şeması abba, abba, ccd, eed (İtalyan ve Fransız tipi sone arasındaki tek fark son üçlüğün kafiye düzenindedir.)

C. İngiliz tipi: Mısra sayısı değişmemekle birlikte ilk 12 mısra tek bir bend, son iki mısra da ayrı bir bend halinde yazılırlar.( Bu kafiye şeması pek azca kullanılır.)

8449_shakespeares_soneler_01Sonede İlk iki dörtlük son iki üçlüğü daha vurgulu kılmak için bizdeki manilerde olduğu benzer biçimde doldurma amaçlıdır. Son iki üçlük şiirde aslolan verilmek istenen duygunun ifade edilmiş olduğu bölümdür. Bu bağlamda şarkı nazım şeklindeki “miyan” veya “meyan” kısmı benzer biçimde şiirin akılda kalan ve en vurgulu kısmı son iki üçlükle sağlanır.
Zamanı gelişim itibariyle sonenin edebiyatımızdaki serüvenine baktığımızda İlk başarıya ulaşmış ürünlerin verildiği Servet-i Fünun döneminde verildiğini görürüz. Tıp eğitimi almak suretiyle Fransa’ya giden Cenap Şahabettin orada bilhassa Charles Baudelaire’in şiirlerinden etkilenerek sone nazım şekliyle serler vermeye adım atar .Cenap Şahabettin’den sonrasında edebiyatımızda yaygınlık kazanarak heme derhal tün Servet-i Fünun sanatçılarınca tercih edilen , Servet-i Fünun’dan sonrasında Fecr-i Ati ve Cumhuriyet süreci şairlerince tercih edilen bir nazım şekli olmuştur. Bilhassa Servet-i Fünun şairlerinden Tevfik Fikret’in de sıkça tercih etmiş olduğu bir nazım şeklidir.

Makdem-i Yâr

Pervâne-i zerrin benzer biçimde her zühre-i zerrin
Titrerdi zümürrüd-geh-i lerzân-ı çemende
Çağlardı leb-i sîm-i hıyâbân-ı semende
Bir çeşme-i billûr ile bir cûy-i bilûrin
Düşmüştü siyeh berg-i şebe şebnem-i sîmîn
Şebnem benzer biçimde titrerdi kamer leyl üstünde
Bir şeb-pere-i hutfe bir âhû-yı çerende
Vermişti bu nüzhet-gehe bir vahşet-i nermîn

Âhû ile şeb-perre vü evrâk ile azhâr
Nâ-gâh fısıldaştı leb-i âb-ı revânda
Zîrâ şu perî-hâneye karşı bu evânda
Ey dürr-i yetîm-i sadef-i şefkâtim, ey yâr
Sen bir meh-i zî-ruh benzer biçimde yükseliyordun
Muzlim korunun zıllı içinden geliyordun
Cenap Şahabettin

SONE

Derdim, yeter, sâkin ol, dinlen birazcık artık!
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülerle sardı şehri karanlık;
Bazısına refah iner gökten, bazısına gam.

Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte
Toplasın acı meyvesini nedâmetin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şu şekilde.

Bak göğün balkonlarından geçmiş seneler
Eski vakit esvaplarıyla eğilmişler;
Hüzün yükseliyor, güler yüzle, sulardan.

Seyret bir kemerde bitkin ölen güneşi
Ve uzun bir kefen benzer biçimde doğuyu saran
Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

(Charles Baudelaire’den çeviren: Sabahattin Eyuboğlu)
Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Sone
Kabaklı, Ahmet, Türk Edebiyatı 1, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, İstanbul, 1990

Yazar:Erdal Uğur

#balad #fecr-i ati #Sone #terzarima #Tevfik Fikret
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.