Öğrenme Güçlüğünün Bilişsel Temelleri Nelerdir?

Bilim r1b 04/03/2021

Son yıllarda araştırmacılar, bilhassa bilişsel ve anatomik mekanizmaların anlaşılması açısından öğrenme güçlükleri mevzusunda mühim ilerlemeler kaydetmişlerdir. Öğrenme güçlüğünün sinirsel mekanizmasının anlaşılması, bunların yönetimi ve bilişsel tedavisi için yararlıdır. Fonksiyonel nörogörüntüleme şekillerinin ortaya çıkışı, öğrenme eksikliklerinin nörobiyolojisi bilgisine katkıda bulunan anatomik ağları ve nörolojik öğrenme sistemlerini de tanımlamıştır. Öte taraftan, kapsamlı kontrol yada hususi bilişsel görevler içeren nöropsikolojik değerlendirmenin, bilişsel telafi için potansiyel müdahale hedeflerini bulmak suretiyle belirli bilişsel eksiklikleri çözümleme etmede yararlı olduğu kanıtlanmıştır.

Öğrenme Güçlüklerinin Bilişsel Temelleri Nedir?

Öğrenme Güçlüğünün Bilişsel Temelleri Nelerdir?Öğrenme güçlüğü nöropsikolojik araştırmacılar tarafınca son 50 yılda incelenmiştir, bu yüzden bu mevzuda birçok bilimsel yazı yayınlanmıştır. Öğrenme bozukluklarının anlaşılmasının hem değerlendirme hem de bilişsel müdahaleler için ilgili çıkarımları vardır. Öğrenme bozukluğu olan evlatların ilk vakaları, beyin lezyonları olmayan okuma güçlüğü çeken evlatları inceleyen bir göz doktoru tarafınca tanımlanmıştır. Bundan dolayı bu evlatları kelime körlüğünden etkilendiklerini düşünürler. Hemen sonra tıp araştırmacıları, disleksi terimini izole kelimeleri okuma ve hecelemede güçlük çeken evlatları tanımlamak için kullanmışlardır. Disleksiyi dil için serebral baskınlık bozukluğuna bağlamışlardır. Bir grup araştırmacı, öğrenme güçlüklerini davranış bozuklukları ve zihinsel engellerden ayıran dil bozukluklarına ikincil beklenmedik zorlukları olan evlatları ifade etmek için öğrenme güçlüğü terimini kullanmışlardır.
1970’li yıllardan nöropsikologlar, öğrenme güçlüğünün bilişsel temellerini belirlemek için bir araştırma periyodu başlatmışlardır. Bilhassa, öğrenme güçlüklerinde beyin disfonksiyonunu ortaya çıkarmak için profil yorumlamalarının önemini vurgulamışlardır. Öteki araştırmacılar, parmak agnozisi, sağ-sol kafa karışıklığı, işitsel-görsel bütünleşme, renk adlandırma zorlukları yada öteki dil sorunlarını içeren okuma güçlüklerinin nöropsikolojik ilişkilerini tanımlamışlardır. Bazı bilim adamları, öğrenme güçlüğünün bir paryetal lob bozukluğu yada gelişimsel bir Gerstmann sendromu ile ilişkili olabileceğini varsaymışlardır. Başka bir grup bilim adamı okuma güçlüklerini beyin gelişimindeki olgunlaşma gecikmesine yada dil zorluklarına bağlamışlardır.Öğrenme Güçlüğünün Bilişsel Temelleri Nelerdir?
Öteki araştırmacılar ise oldukca değişkenli yaklaşımlar lehine tek değişkenlerin grup karşılaştırmasına dayanan teorileri eleştirmişlerdir. Bu, öğrenme güçlüklerinin bilişsel eksikliklerini daha iyi incelemek için nöropsikolojik testlerin profilinin tanımlandığı araştırmalara yol açmıştır. Öğrenme güçlüğünün bilimsel olarak anlaşılmasındaki en mühim etkilerden biri, fonolojik temsilin bölünmüş bir sinyali olarak konuşma işleme teorisidir. Bu teoriye bakılırsa, fonolojik farkındalık, konuşmanın sağlam yapısının üstbilişsel bir anlayışıdır. Okumayı öğrenen çocuklar, gelişen sözcük sistemine erişmek için yazı dilinin yazım kalıplarını konuşmanın içyapısına bağlamalıdır. Bu kuram, yazım ve fonolojinin şeffaflığı açısından değişen dillerde doğrulanmıştır.
Bu keşifler, belirli bir fonolojik farkındalık ve bilişsel becerinin, belirli bir bilimsel nitelikli becerinin kodunu çözmek, okumadaki başarıyı ve başarısızlığı açıklamakla bağlantılı olduğu düşünüldüğünden, öğrenme güçlüklerinin anlaşılmasında önemlidir. Öğrenme güçlüklerinin bilimsel nitelikli alanlara farklılaşması, öğrenme güçlüğünün bilişsel alanları ile ilgili bilişsel bağıntılar ve nörobiyolojik faktörler ile alakalı temel araştırmaların genişlemesini elde etmiştir. Böylece öğrenme bozuklukları, üç ana alana ve altı alt alana ayrılmıştır. Bu alanlar aşağıdaki gibidir:
• Kelime (disleksi) ve metin düzeyinde (okuduğunu anlama bozuklukları) oluşan sözlü okuma alanları,
• Hesaplamalı (diskalkuli) olabilen yada yönetici matematiksel işlevleri içeren (matematik sorun çözme bozuklukları) matematik alanları,
• Transkripsiyon için lüzumlu temel becerileri (el yazısı ve yazım disgrafisi) ve denemelerde yada hikayelerde metin oluşturma (metin oluşturma bozuklukları) için lüzumlu olan yazılı dil alanları,
Pennington ve Peterson’a bakılırsa, bu bilişsel alanlardaki problemler sözlü ve yazılı dili etkileyen üst düzey dil, dikkat ve yürütme bozuklukları üretir. Öteki durumlarda, bu bilişsel bozukluklar çoğunlukla dikkat eksikliği, hiperaktivite bozuklukları (DEHB) yada gelişimsel dil bozuklukları benzer biçimde öteki davranışsal özelliklerle beraber görülür. Seneler süresince, internasyonal araştırmacılar, etkili müdahalelerin temellerini yapmaya destek olmak için öğrenme güçlüklerini etkileyen değişik değişkenlik kaynaklarının çerçevesini haritalandırmışlardır. Bu çerçeveye bakılırsa, öğrenme güçlükleri nörobiyolojik faktörler (beyin yapısı ve işlevi, genetik faktörler), bilişsel süreçler (örn. Fonemik farkındalık), psikososyal faktörler (örn. Dikkat, kaygı, motivasyon) ve çevresel bağlamdır (sosyoekonomik koşullar, okullaşma, öğretim, ev ortamı).
Araştırmacılar, entelektüel bölümün (IQ) öğrenme güçlükleri için öngörücü olmadığını, işleme hızı açıkları ve emek verme belleğinin öğrenme bozuklukları ve DEHB ile komorbidite ile bağlantılı bulunduğunu göstermişlerdir. Fonolojik farkındalık, okuma edinmedeki başarısızlığın yada başarının da kuvvetli bir öngörücüsüdür. Daha saydam dillerde disleksinin tanımlanmasında süre okuma ve heceleme değerlendirmesi kullanılabilir. Metin düzeyindeki bozuklukları incelemek için kelime görevleri, dinlediğini anlama ve dikkat / yürütme işlevi görevleri kullanılabilir. Disleksili kişinin öğrenme kabiliyetleri, seri tepki süresi ölçümleri kullanılarak incelenmiş ve bu bozuklukta öğrenmenin otomatikleştirilmesinin bozulduğunu gösteren orta düzeyde bir tesir ortaya çıkarılmıştır.Öğrenme Güçlüğünün Bilişsel Temelleri Nelerdir?
Nöropsikolojik emekler ek olarak değişik öğrenme türleri içinde nörolojik ve işlevsel fark önermiştir. Prosedürel öğrenme sistemi örtük öğrenmede yer alır ve belirli dil bozukluğu olan bireylerde bozulur. Buna rağmen bildirimsel öğrenme sisteminin nispeten sağlam olduğu öne sürülmüştür. Disleksili çocuklar, suni gramer öğrenme paradigmalarındaki yeni dizilerden yapıyı çıkarmakta güçlük çekiyor benzer biçimde görünmektedir. Ve disleksik hastalarda örtük öğrenme süreçlerinin yer aldığını doğrulayan gramatiklik hakkında yargılarda bulunmadaki zorluklar vardır. Sıralı görevlerde prosedürel öğrenmedeki belirgin zorluklar, bildirimsel ve ardışık olmayan prosedürel öğrenmede göreceli koruma, öğrenme güçlüğü olan bireylerin sıralı detayları ayıklamak ve üretmek zorunda oldukları dil görevlerinde niçin daha çok güçlük yaşadıklarını açıklayabilir.
Okuma güçlüğü olmayan matematik güçlükleri, öğrenme güçlüğü olan çocuklarda komorbidite olarak oldukca yaygındır. Dikkat, emek verme belleği ve fonolojik işleme, hesaplama becerilerinden daha azca çalışılsa bile matematik sorun çözme bozuklukları ile örtüşmektedir. Bu bulgular, matematiksel becerilerin çoklu bilişsel süreçleri ihtiva ettiği ve matematik bozukluklarının daha genelleştirilmiş bilişsel zorlukları yansıttığı görüşünü desteklemektedir. Öz düzenlemeyi etkileyen yürütücü işlevler, metin oluşturma bozukluklarıyla ilgilidir.

Dil Öğrenme Güçlüklerinin Nörobiyolojik Temeli

Gelişimsel dil bozukluğu olan çocuklar yeni sözcükler ve sözdizimsel yapılar öğrenmek için savaşım ederler. Bu dilbilimsel bir mesele mu yoksa yeni detayları daha genel olarak öğrenmede güçlük mu yaşarlar. Nöropsikolojik emekler, değişik öğrenme türleri içinde işlevsel ve nörolojik farklılıklar önermektedir. Ullman ve Pierpont , örtük öğrenmeye dahil olan yordamsal öğrenme sisteminin Spesifik dil bozukluğu bireylerde bozulduğunu öne devam eden ilk kişilerdir. Prosedürel bozuklukların, düzgüsel fiillerin geçmiş süre çekimi benzer biçimde dilbilgisi kurallarının yetersiz öğrenilmesinden görevli olabileceğini öne sürmüşlerdir. Bununla beraber, prosedürel öğrenmedeki varsayılan bozukluklar dile özgü değildir. Dizilerin sensorimotor yada soyut olmasına bakılmaksızın, dizileri içeren herhangi bir becerinin kazanılmasında öngörülen eksikliklerle daha geniş etkilere haiz olur. Buna karşılık, yeni kelime dağarcığı yada düzensiz eylem biçimlerinin çekimlerini öğrenmek için ihtiyaç duyulan kendine özgü haritalama türünü destekleyen bildirimsel öğrenme sistemlerinin nispeten sağlam olduğu iddia edilmektedir.
Disleksi ve Spesifik dil bozukluğu içinde büyük bir örtüşme vardır. Bilişsel düzeyde, her iki grup da fonolojide, bilhassa kelimelerin ses yapısını (fonolojik farkındalık) ve kelime olmayan tekrarları içerenleri (motor denetim ve fonolojik bellek) anlama becerisine erişen görevlerde temel eksiklikler gösterir. Sözlü dil sorunları, evlatları hem okuduğunu anlama hem de doğruluk açısından okuryazarlık sorunları için risk altına sokar. Öte taraftan, disleksi riski taşıyan çocuklar, okumaya başlamadan ilkin bile çoğu zaman erken dil zorlukları yaşarlar. Bununla beraber, bu bozukluklar aynı değildir ve hatta bir fonolojik kabiliyet sürekliliğine işaret eder. Piskopos ve Snowling bu bozuklukların en iyi iki boyutlu fonolojik ve fonolojik olmayan dil becerileri modeli kullanılarak karakterize edildiğini ileri sürmüşlerdir. Disleksili çocuklar tipik fonolojik olmayan becerilere sahipken, sadece fonolojik kabiliyetleri bozulmuşken, SLI’li evlatların hem fonolojik hem de fonolojik olmayan becerilerde bozukluklar (mesela, anlambilimsel ve sözdizimsel zorluklar) gösterme olasılığı daha yüksektir. Ramus ve ekibi bu kuram için deneysel destek sağladılar, sadece fonolojik becerilerle ilgili olarak daha başka boyutlar öne sürmüşlerdir.
Dil sorunları hem spesifik dil bozukluğu hem de dislekside mühim bir kaygı deposudur. Şundan dolayı zayıf dil öğrenimi bilimsel nitelikli başarı, kişilik saygısı, toplumsal ve duygusal gelişim ve istihdam için negatif neticelerle ilişkilendirilmiştir. Dil öğreniminin niçin etkilendiğini ve öğrenmelerini engellemiş olan belirli mekanizmaları idrak etmek, bu zorlukları telafi etmek için en uygun araçları tasarlamaya izin verebilir.

Kaynakça:
ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6249682/
jstor.org/stable/1510765

Yazar: Hasret Güvenç Ağaoğlu

#disleksi nedir #öğrenme güçlüğü #Öğrenme güçlüğü tanımı #Özel öğrenme güçlüğü #Özel öğrenme güçlüğü Çeşitleri #özel öğrenme güçlüğü dsm-5 tanı kriterleri #Özel öğrenme güçlüğü ilk defa hangi ülkede ortaya çıkmıştır
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.