Deri Greftlerinde Dokuların Dondurularak Korunması

Bilim r1b 21/02/2021

Deri gretinin geliştirilmesine yönelik devamlı yeni araştırmalar yapılmaktadır. Meydana getirilen araştırmalara nazaran yeşil çay polifenolü fare derisinin korunmasını etkisinde bırakır ve deri greftlerinin başarı oranını artırır. Deri allogreftleri ciddi yanık yaralanmalarının, cilt bozukluklarının ve cilt kusurlarının tedavisinde kullanılsa da, bu tip greftler için çıkarılabilen düzgüsel deri miktarının sınırı olan olması sebebiyle kullanımları sınırlıdır. Yaraların işlevsel kapanması için en iyi greft otogrefttir. Bir otogreft prosedürünün sonunda, kalan donör cildi rutin olarak bir salin solüsyonunda saklanır. Ve postoperatif olarak greft kaybı yada yüzeysel yara bozulması meydana vardığında açık yaraya uygulanır. Bununla beraber, salin içinde uzun süre depolama zayıf aşılamaya neden olur.
Bunun yanında araştırmacılardan deniz taşıtlarının gizleme süresini uzatacak öteki koruma ortamlarının incelenmesi istenmiştir. Son zamanlarda, yeşil çaydaki polifenollerin oda sıcaklığında kan damarı, kornea, sinir, adacık hücreleri, eklem kıkırdağı ve miyokard benzer biçimde dokuların korunmasını teşvik etmiş olduğu bulunmuştur. Bu bulgular, donmadan doku bankacılığı için yeni bir yöntemin olasılığını ortaya koymaktadır.
Deri Greftlerinde Dokuların Dondurularak KorunmasıDaha ilkin belirtildiği benzer biçimde, kan akışı tekrardan başlatıldığında hücre zarının lipid peroksidasyonunu tetikleyen iskemiye bağlı özgür radikallerin bir sonucu olarak nakillerin işlev bozukluğu meydana gelir. EGCG’nin (epigallokateşin galat) peroxylipid oluşumunu engellediği bildirilmektedir. EGCG’nin geleneksel hücre kültürü ortamına eklenmesinin depolanan deri greftlerinin canlılığını artırıp artırmayacağını ve ek olarak gizleme süresini uzatıp uzatamayacağını belirlemek için, fare derisini kullanarak bir emek harcama yapılmıştır. Bu emek harcama için seçilen depolama çözümü Dulbecco’nun Modifiye Kartal Ortamı, % 10 Fetal Buzağı Serumu, ilave ve % 1 antibiyotik solüsyonu dâhil edilmiştir. EGCG, 1 mg / ml nihai konsantrasyonda depolama çözeltisi içinde çözülmüştür.
Anestezi için, pentobarbital (50 mg / Kilo), GFP transgenik sıçanlara intraperitoneal olarak uygulanmıştır. Sıçanların sırtları tıraş edildikten ve tüy döküldükten sonrasında sırt derilerine biyopsi yapılmış ve kas tabakaları deri biyopsilerinden fark göstermiştir. 1 × 1 santimetre ölçülerindeki deri numuneleri, 4 ve 37 at’de 50 ml koruma solüsyonlu steril kaplarda 8 haftaya kadar saklanmıştır. Periyodik olarak, korunmuş derinin bir kısmı (30 dakika, 1, 2, 4, 6, 7, 8 hafta) çıplak farelerde greftler için kullanılmış yada direkt histolojik olarak incelenmiştir. 4 ‘koruyucu derinin histolojik incelemelerinden, epidermal tabakanın hafifçe bir dejenerasyonu benzer biçimde, ikinci hafta süresince not edilen EGCG olmayan deride GFP değerinde bir azalma olduğu kaydedilmiştir. Epidermal ve dermal tabakalardaki yozlaşma 4 ℃ gruplarının hepsinde 5. haftada başlayarak kaydedilmiştir.
Korunan derilerin çıplak farelere aşılanmasından 4 hafta sonrasında ortaya çıkar ve EGCG ile otuz dakika korunmuş cilt, saçı meblağ. Öte taraftan EGCG (b) içermeyen deride kıl yoktur ve greft boyutu EGCG gruplarına nazaran daha küçüktür. 4 ° C’de EGCG ile 2 haftalık korumadan sonrasında, greft rengi nekroz benzer biçimde koyu olmuştur, sadece bir tek EGCG olarak kalmıştır. 2 hafta korumadan sonrasında EGCG ile 4 altında koruma haricinde tüm gruplarda greft boyutu daha ufak yada bir tek skar gözlenmiştir. EGCG ile 30 dakikalık koruma sonrasında çıplak farelere aşılanan fare derisi, EGCG’siz implante edilenlerden daha iyi bir durum göstermiş, bu da saç kaybı ve büzülmedir. EGCG ile korunan gruplarda, cilt rengi koyu ve yüzeysel olarak nekroz varmış benzer biçimde görünümü almıştır, sadece rengin EGCG varlığından kaynaklandığı bulunmuştur. 4 ‘da EGCG’de 2 ila 7 haftalık korumadan sonrasında, iyi bir greft sağkalımı vardır. Öteki gruplarda greftler kontraktür yada red sebebiyle küçülmüş yada bir tek skarlaşmışlardır.
Histolojik analizde, EGCG ile 4’de korunan greftlerin, hem epidermal hem de dermal tabakalar kalmış olarak tamamen kabul edilmiş olduğu bulunmuştur. Öte taraftan, EGCG olmadan 4’de korunan greftlerde GFP pozitif keratinositler yada fibroblastlar ve dermal tabakada bir tek fagositler gözlenmemiştir. 37 korunmuş gruplarda, EGCG içeren yada içermeyen GFP pozitif fare hücreleri gözlenmemiştir. 37 korunmuş gruplardan (EGCG içeren yada içermeyen) hiçbir greft başarıya ulaşmış olmamıştır. Bununla beraber, 4 ‘korunmuş greftler kabul edilmiş ve EGCG ile tedavi edilen greftler için başarı oranı 4 haftalık korumadan sonrasında bile % 100 olmuştur.Deri Greftlerinde Dokuların Dondurularak Korunması
Yanık travması sonucu oluşan geniş cilt kusurları deri grefti ile kapatılmalıdır sadece kimi zaman hematom benzer biçimde çeşitli nedenlerle deri greftleri başarısız olur. Deri greftleri kısmen başarısız olduğunda, korunmuşsa birincil aşılamadan kalan deri kullanılarak ufak deri kusurları onarılabilir. Dahası, karmaşık yırtıklara yada ufak flep benzeri yaralanmalara niçin olur. Bu benzer biçimde durumlarda deri geçici olarak korunabilirse ondan sonra yara durumu düzeldikten sonrasında greftin bir parçası olarak kullanılabilir. Dondurularak kuruyan domuz derisi, ksenograftlar ve donmuş allogreftler de yara kaplaması için kullanılır, sadece çoğu zaman kalıcı olarak dahil edilmezler. Bu yüzden otogreftlerin korunması için daha iyi teknolojiler geliştirmek oldukça faydalıdır.
Korneanın, kan damarlarının, sinirlerin, pankreas adacık hücrelerinin, safen damarlarının ve periferik sinir sistemi EGCG’nin korunmasıyla ilgili birkaç rapor bulunmaktadır. İlk bildirilen deneyde, histolojik araştırma, EGCG’nin bir deri örneğinin koruma süresinin uzunluğunu iyileştirdiği ortaya koyulmuştur. Zaman içinde deri örnekleri epidermal tabakadan dermal tabakaya doğru dejenere olmaya adım atar. 4’de korunan deri örnekleri 37 37’de olanlara nazaran daha azca dejenerasyona uğramış görünmektedir. Bununla beraber, hücre canlılıklarını yalnızca histolojik incelemelere dayanarak yargılamak zor olsa gerek, şu sebeple GFP tüm deri örneklerinde hala mevcuttur. Bu yüzden, örneklerin başarıya ulaşmış greftlere yol açıp açmayacağını inceleyerek deri örneklerinin canlılığı araştırılmıştır. İmplantasyondan ortalama iki hafta sonrasında ölü doku yada derinin reddedildiği bildirilmiştir.
Alıcı hayvanlar olarak immün yetmezliği olan fareleri kullanılmıştır ve GFP-Tg sıçanlarından deri greftlerinin başarısı değerlendirilmiştir. Sonuçlar, EGCG eklense bile 37 ile cildin korunmasının mümkün olmadığı gösterilmiştir. Benzer şekilde, AE CRAM et al. İki hafta süresince 4 ‘da korunan deri örneklerinin nakledilmesinden sonraki on günde greftlerinin bir tek 1 / 3’ünün başarıya ulaşmış olduğu bildirmişlerdir. Çalışmalarda 4 G 4 hafta EGCG ile korunan derilerin naklinden 4 hafta sonrasında başarıya ulaşmış olmuş ve 3 EGte biri EGCG ile 4 we’da 7 hafta muhafaza edildikten sonrasında bile başarıya ulaşmış olmuştur. Bu yüzden EGCG’nin epidermal tabakanın dejenerasyonunu azaltarak ve postoperatif greft kontraksiyonunu baskılayarak cilt örneklerinin korunmasında yararlı olduğu sonucuna varılmıştır.
EGCG’nin cildin korunmasını geliştirmesinin birkaç sebebi olabilir ve EGCG’nin kuvvetli antioksidatif aktiviteleri vardır. EGCG’nin kuvvetli anti-oksidatif aktivitesi, korunmuş derinin hücre zarının lipid peroksidasyonunu engelleyebilir. M. Kapoor vd. EGCG’nin in vitro olarak antiinflamatuar ve özgür köktencilik temizleyici tesirleri olduğu ek olarak hücre bölünmesinide denetim etmiş olduğu de bildirilmiştir. Bu etkilerin bir kombinasyonunun, korunan cildin durumunu iyileştirdiğine inanılmaktadır. Ek olarak, iskele yapısını güçlendirmek benzer biçimde
EGCG’nin eylemleri ve antibakteriyel aktivitesi de koruyucu etkilerine katkıda bulunmuş benzer biçimde görünüyor. EGCG ek olarak sıçanlarda tam kalınlıkta insizyonlardan sonrasında skarların standardını de iyileştirmiştir. Zira muhtemelen EGCG iNOS (indüklenebilir nitrik oksit sentaz), COX-2 (siklooksijenaz-2) ve VEGF (vasküler endotelyal gelişme faktörü) ekspresyonunu artırdığından yeni kan damarları oluşur. EGCG’nin ek olarak arginaz-I aktivitesini ve protein seviyelerini düşürdüğü gösterilmiştir. Sonuçlara nazaran EGCG’nin cildin korunması için yararlı etkilerini iyi mi uyguladığının altında yatan mekanizma hala belirsiz olsa da, EGCG’nin donmadan cildin korunması için gelecekteki klinik kullanım olasılığını önerilmektedir.

Memeli Dokularının ve Organlarının Polifenollerle Donmadan Korunması İçin Potansiyel Mekanizmalar

Meydana getirilen çalışmaların tümü polifenollerin, bilhassa fare pankreas adacık hücreleri olmak suretiyle dokuların yada organların fizyolojik korunması için yararlı göründüğüne dair gözlemine dayanarak başlatılılmıştır. O zamandan beri, polifenollerin hücre koruması üstündeki yararlı etkilerini gösteren kanıtlar birikmektedir. Bu gözlemin nakil için dokuların ve hatta organların korunmasına genişletilmesi, depolama solüsyonlarında bulunan polifenollerin konsantrasyonunu düzenleyerek, bunların daha uzun süreler süresince saklanmasını mümkün kılar. Son zamanlarda, polifenoller fare akciğerlerinde iskemi / reperfüzyon hasarını azaltmak ve köpek akciğer, fare aort, fare, periferal sinirlerin ve memeli pankreatik adacık hücreleri dâhil olmak suretiyle dokuların ya da organların çeşitli koruyabilir bildirilmiştir.
Deri Greftlerinde Dokuların Dondurularak KorunmasıMemeli hücrelerinin, dokularının yada organlarının bu dondurulmamış korumasına, hücre proliferasyonunun ve hayatta kalmanın tersine çevrilebilir bir halde hücre proliferasyonunun regülasyonu ve hayatta kalmasının hibernasyon kanalıyla aracılık edilebilir. Bu hipotez ile ilgili olarak, polifenollerin tetiklediği kış uykusu fenomeninin, amfipatik özelliklerinden dolayı hücre zarına yada doku matrisine bağlanmaları gerektiği bildirilmiştir. Ve bunlara nüfuz etmeleri dâhil olmak suretiyle içsel özellikleriyle ilgili olabileceği esasen bildirilmiştir. Polifenolik bileşiklerin proteinlere emilimi erken üretilir, sadece desorpsiyon hızı oldukça yavaştır. Netice olarak, memeli hücreleri, dokuları yada organları, bileşiklerin membranöz proteinlere ve hücre dışı matrislere adsorpsiyonu kanalıyla fizyolojik olarak korunabilir.
Polifenol, çeşitli hücre tiplerinin çoğalmasını denetim edebilmiştir ve adacık hücreleri, kan damarları, kıkırdak, kornealar, sinirler ve deri dâhil olmak suretiyle çeşitli dokuların uzun vadeli depolanması için oldukça yararlı olduğu gösterilmiştir. Günümüzde ABD‘de yılda ortalama 850.000 doku allogreftleri hastalara nakledilmektedir. Bu dokunun bir çok donmuş halde saklanır. -196 ° ‘de kriyoprezervasyon yöntemi, Tokyo Üniversitesi Hastanesi ve Osaka Ulusal Kardiyovasküler Merkezinde Nisan 1999’da benimsenmiştir. Kan damarı, kıkırdak ve derinin uzun soluklu saklanması için kriyoprezervasyon şekilleri kullanılmaktadır. Bununla beraber, mevcut araştırmalar hala doku nakli için kriyoprezervasyonun ve Wisconsin Üniversitesi çözümü benzer biçimde koruma sıvılarının etkililiğini geliştirmeye yöneliktir.
Burada, çeşitli dokuların üç aya kadar donmadan korunmasının, dokunun histolojik ve biyomekanik özelliklerinin muhteşem şekilde muhafaza edilmesiyle artık mümkün olduğu bildirilir. Ek olarak, fare siyatik sinirini, kobay periodontal ligamentini ve fare miyokardını, korumadan ilkin uzun soluklu gizleme için dondurulmamış bir durumda koruma sağlanmıştır. Bu, katkı maddesi antioksidan olarak polifenol içeren yeni bir koruma sıvısının geliştirilmesiyle mümkün olmuştur. Bu yüzden, birçok dokunun kriyoprezervasyonunun yerini, yeni geliştirilen polifenol doku biriktirme sıvısında depolamaları sonunda alabilir. Bu hücre ve doku koruma yöntemi, bir tek Japonya‘da değil, tüm dünyada büyük yarar sağlar.

Kaynakça:
https://jeb.biologists.org/content/jexbio/29/3/454.full.pdf
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0011224018

Yazar: Hasret Güvenç Ağaoğlu

#300658 Deri Dokularının Dondurularak Korunması #Ayağa doku nakli #Delay flep nedir #Deri nakli Nasıl yapılır #Doku kaybı nasıl iyileşir #Greft kaybı nedir #Sinir grefti nedir #Split thickness deri grefti nedir
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.