Çocuklukların Beslenme Alışkanlıklarında Tuzun Azaltılması

Sağlık r1b 22/02/2021

Okul öncesi dönemde evlatların beslenme alışkanlıkları oluşturulur. Bu süreç, evlatların çoğu zaman günün çoğunu geçirdikleri ve günlük öğünlerinin çoğunu yedikleri anaokullarındaki okul öncesi beslenme kadar ailenin beslenme alışkanlıklarından da etkilenir. Hem genetik yatkınlık hem de çevreden öğrenilen deneyimler, evlatların tuz tercihlerini etkisinde bırakır. Meydana getirilen gözden geçirme emek vermesi, tuzlu yiyeceklerin beğenilmesinin erken bebeklik döneminde öğrenilmemiş bir cevap olarak başlamasına karşın, bu beğenmenin kısa sürede tuzlu yiyeceklere yine yine maruz kalmanın bir sonucu olarak geliştiğini belirtir.
Çocuklukların Beslenme Alışkanlıklarında Tuzun AzaltılmasıGenel olarak ele alınırsa, bebeklik döneminde tuzlu yiyeceklere azca maruz kalma, tuzlu yiyecek tercihinin düşük olmasıyla ilişkilidir. Hiçbir emek verme, bebeklik döneminde tuza maruz kalmanın azaltılmasının, tuzlu yiyeceklere olan arzunun artmasıyla ilişkili bulunduğunu öne sürmemiştir. Bu yüzden, okul öncesi dönemdeki yiyecek kalitesi ve evlatların yeme alışkanlıklarına ilişkin kaygı, yaşamın sonraki dönemlerinde beslenme alışkanlıklarının gelişmesi ve oluşumu için son aşama önemlidir. Çocuklar yiyecekleri direkt yeme deneyimi ve başkalarının yeme davranışlarını gözlemleyerek öğrenirler.
Pek oldukca araştırmacı yazar, evlatların tuz içinde ne olduğu azaltılmış bir besin ürününü düzgüsel tuz içerikli üründen daha fena olarak değerlendirmek için yeterince değişik bulup bulmadığını belirlemeye çalışmışlardır. Bir yiyeceğin beğenilip beğenilmemesi, bilhassa çocuklar içinde, besin alımının mühim bir belirleyicisidir. Tuz, yiyeceklerin tadına katkıda bulunur ve onları daha keyifli hale getirir. Tuz seviyesinin genel olarak hedef gıdaların alımı üstünde pozitif bir tesiri vardır. Araştırmalar, 4 aylık bebeklerin mütevazı su yerine tuzlu su tanımlayıp seçtiğini, bu da onların tuz tadı idrak etme mekanizmalarını gösterdiğini ortaya koymuştur.
Tuzlu nişastalı sofra maması ile beslenen altı aylık bebekler, ondan sonra çocuklukta tuzlu yiyeceklere olan eğilimlerini korumuşlardır. Araştırmanın neticeleri, 4 yaş ve üstü evlatların tuzlu yiyecekleri tuzsuz yiyeceklere tercih ettiğini gösterdi. Çeşitli araştırmalar, belirli bir süre (12 haftaya kadar) tuz içinde ne olduğu azaltılmış yiyecekleri tükettikten sonrasında, gıdalardaki tercih edilen tuz seviyesinin, yüksek tuz içeriğine haiz yiyeceklerin denekler için hoş olmayacak bir düzeye düştüğünü göstermiştir. Kısa sürede meydana getirilen araştırmaların neticeleri, duyarlı beslenme uygulamalarının teşvik edilmesinin yeme davranışı, uyku düzeni ve erken öz düzenleme becerilerinin gelişimini değiştirebileceği ve erken aşırı kiloluluk riskini azaltabileceğine dair kanıtlar sunmaktadır.
Kova tarafınca meydana getirilen bir çalışmada, anaokulu evlatlarının daha azca tuzlu ekmeğe tepkileri ve öğretmenlerin ve öğretmen asistanlarının evlatların beslenmesine yeniliklerin girmesindeki görevi incelenmiştir. Çalışmanın amacı, okul öncesi evlatların beslenmesinde temel besin olarak ekmeğin tuz muhteviyatında fark edilmeden azalma olasılığını belirlemekti. Küçüklere daha ilkin ürünün tuzluluğuna dikkat etmeleri söylenmemişti ve ürünü bir tüm olarak değerlendirmişlerdir.
Çocuklar yedikleri ekmek hakkında ne düşündüklerini duygusal olarak anlattılar. Hedonik değerlendirmenin sınırlamalarına karşın, sonuçlar temel cevabı vermiştir. Çocuklar azaltılmış tuz içeriğine haiz ekmeği sevmişlerdir. Sonuçlar, tuzda % 30 azalma kaydedilmediğini, tuz muhteviyatında ise orijinal tarife kıyasla % 50 azalma bulunduğunu göstermiştir. Bu bulgular kısmen fark edilmeden % 25 tuz azaltımının yapılabileceğini göstermektedir. Bununla beraber, çalışmanın neticeleri, evlatların tuz muhteviyatında orijinal tarife kıyasla % 50 azalma olan ekmekleri de kabul ettiğini göstermektedir, sadece önceki bazı çalışmaların neticeleri evlatların tuzsuz yiyecekleri tercih ettiklerini göstermektedir Çocuklar bu ekmekleri ‘daha azca tuzlu’ olarak nitelendirmemişlerdir. Çocuklukların Beslenme Alışkanlıklarında Tuzun Azaltılması
Çocuklar tanıdık çevrelerinin dışına çıktıklarında rol modellerden etkilenirler. Çocuklar okuldaki davranışlarını, ilişkilerini şekillendirmeye ve ek olarak yemekle ilgili kararlar almaya destek olmak için değişik rol modelleri ararlar. Bir çocuğun yiyecek tercihlerindeki rol modelinin etkililiği, çocuk ile rol model arasındaki ilişkiye bağlıdır. Pek oldukca ufak çocuk için en mühim rol modelleri anne babaları ve bakıcıları, yaşlılar yada ünlülerdir. Çocuklar ek olarak öteki akrabalarına, öğretmenlerine ve akranlarına da bakarlar.
Anaokulundaki akranlar, evlatların yeme alışkanlıklarını şekillendirmede mühim bir rol oynarlar. Anketin neticeleri ve nitel cevapları, eğitim mensubunun evlatların belirli bir ürün yada belirli bir zevke yönelik tercihlerinde mühim bir etkiye haiz bulunduğunu göstermektedir. Ufak evlatların içinde yaşadıkları çevrenin, bilhassa de yakın temas halinde oldukları kişilerin, yeme alışkanlıklarını oluştururken ve evlatların azaltılmış tuz tadı kabullerini etkilemede mühim olduğu sonucuna varılabilir.
Yüksek tuz alımı, yüksek kan basıncının ana nedenidir ve buna bağlı olarak kardiyovasküler hastalıklara neden olur. Küresel tuz azaltma girişiminin genel amacı, averaj nüfus tuz alımında, yetişkinler için günde 5 g’dan daha azca olan DSÖ’nün tavsiye etmiş olduğu düzeye doğru % 30 nispi bir azalmadır. Düşük tuzlu ürünlerin bulunabilirliği ve erişilebilirliği, tuz azaltma önlemlerinin oldukca mühim bir parçasıdır. Mevcut reformülasyon yaklaşımları içinde, gizlice tuzun azaltılması, tuz ikamelerinin kullanılması yada lezzet arttırıcılar kullanılması yer alır. Bilhassa yiyecek hazırlarken en oldukca tercih edilen seçenek, yiyecekleri tatlandırmak için taze yada kurutulmuş baharatların kullanılmasıdır.
Gıdanın etkili ve doğru etiketlenmesi ve pazarlanmasıyla tüketicinin tuz tüketimini azaltma ihtiyacına ilişkin farkındalığı artırılmalıdır. Tuzun azaltılması ve sıhhatli beslenmenin ve sıhhatli beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi için elverişli bir ortamın oluşturulması, bilhassa erken çocukluk döneminde en ümit verici önlemlerdir; evde, anaokullarında ve okullarda. Bu şekilde bir yaklaşım, tüm yaşamları için hususi bir öneme haiz olacak sıhhatli beslenme alışkanlıkları oluşturmak için bir temel oluşturabilir. DSÖ, tuz alımının azaltılmasının, ülkelerin cemiyet sağlığı neticelerini iyileştirmek için alabilecekleri en uygun maliyetli önlemlerden biri olarak tanımlandığını belirtmiştir.
Tuz azaltma önlemleri, şahıs başına averaj senelik gelirin yada gayri safi yurtiçi hasılanın altına düşen bir maliyetle fazladan bir yıl sıhhatli yaşam üretecektir. Küresel tuz tüketimi tavsiye edilen düzeye düşürülürse, her yıl tahmini 2,5 milyon ölüm önlenebilir.

Niçin Evlatların Beslenmesinde Tuz Azaltmalıdır?

Tuz, birincil sodyum deposudur ve yüksek tuz alımı, hipertansiyon ve artmış kalp hastalıkları ve nüzul riski ile ilişkilidir. Yüksek tuz alımının yüksek kan basıncının ana sebebi olduğu ve buna bağlı olarak kardiyovasküler hastalıklara yol açmış olduğu iyi bilinmektedir. İyi yürütülen kohort emek harcamaları ve birkaç müdahale denemesi, daha düşük tuz tüketiminin daha düşük kardiyovasküler vaka riski ile bağlantılı bulunduğunu göstermiştir. Emekler ek olarak aşırı tuz alımı ile mide kanseri ve tip 1 diyabet içinde bir bağlantı bulunduğunu göstermektedir.
Tuz alımında mütevazı bir azalma, hem yüksek tansiyon olan kişilerde hem de düzgüsel tansiyon olan kişilerde tansiyon üstünde mühim bir etkiye haizdir. Bu bulgular, nüfusun tuz alımında bir azalma için ek destek sağlar. Ek olarak, meta-analiz, tuz alımındaki azalma ile kan basıncındaki düşüş içinde bir doz-yanıt korelasyonunu göstermektedir. Sodyum azalması, normotensiflerde kan basıncında düşüşe niçin olur; hipertansiyonda azalma; plazma renin, plazma aldosteron seviyesi, plazma adrenalin ve plazma noradrenalinde mühim bir artış; LDL kolesterolde bir artış ve trigliseridde artış niçin olur.
Çocuklukların Beslenme Alışkanlıklarında Tuzun Azaltılmasıİleriye dönük çalışmaların dizgesel emek vermesi ve meta-analizi, ileriye dönük popülasyon çalışmalarında rejimle tuz alımının direkt mide kanseri riski ile bağlantılı bulunduğunu göstermektedir. Kısaca tuz tüketimi ne kadar çoksa, kanser riski o denli büyüktür. Bir gözden geçirme emek vermesi, tıbbi beslenme tedavisinin bir parçası olarak rejimle tuz kısıtlamasının tip 1 diyabetli hastalarda yararlı olacağını, sadece tip 2 diyabetli hastalarda rejimle tuz alımı ile sıhhat durumu arasındaki birlikteliğin kafa karıştırıcı bulunduğunu ileri sürmektedir.
Son zamanlarda, bazı emekler yüksek tuz alımının artmış aşırı kiloluluk riski ile ilişkili bulunduğunu göstermiştir. Bu korelasyonun sebeplerinden biri, yüksek tuz alımının susuzluğu uyardığı ve sıvı alımını artırarak şeker içeren içecek tüketimini çoğaltması olabilir. Tuz alımı ile aşırı kiloluluk arasındaki bağlantı, kısmen hem kalori hem de tuz bakımından yüksek olan işlenmiş gıdaların aşırı tüketiminden kaynaklanıyor olabilir. Bununla beraber, giderek daha çok kanıt, aşırı tuz alımının, enerji alımından bağımsız olarak aşırı kiloluluk için potansiyel bir risk faktörü bulunduğunu göstermektedir.
Kan basıncını denetim altına almak için çocuklarda sodyum / tuz alımının azaltılması da önerilir. Bu tavsiyeler, tuzun azaltılmasının, iyot eksikliği olan ülkelerde kafi iyot alımının sağlanması için mühim bir halk sağlığı önlemi olarak kabul edilen tuz iyotlanması ile uyumlu bulunduğunu kabul etmektedir. Guatr, nörobilişsel bozukluklar, hipertiroidizm ve hipotiroidizm benzer biçimde iyot eksikliği bozukluklarının önlenmesinde kafi oranda iyot alımı oldukca önemlidir. Yiyecek pişirmek için ve evlerde sofrada kullanılan iyotlu tuz, dünyanın birçok ülkesinde ana iyot deposu olmaya devam etmektedir.
Rejim tuzunun azaltılması, artan potasyum tüketimi ile de tamamlayıcı olmalıdır. Epidemiyolojik emekler, tansiyon ile kardiyovasküler hastalık riskleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için, optimal sodyum-potasyum oranının bireysel sodyum ve potasyum seviyelerinden daha mühim olabileceğini düşündürmektedir. Potasyum çoğu zaman çeşitli rafine edilmemiş gıdalarda, bilhassa meyve ve sebzelerde bulunur. Besin işleme, birçok besin ürünündeki potasyum miktarını azaltır ve işlenmiş gıdalarda yüksek ve taze meyve ve sebzelerde düşük bir rejim çoğu zaman potasyumdan yoksundur. Öte taraftan, bazı tuz ikame maddeleri tüketilerek aşırı potasyum alımına ulaşılabileceğini vurgulamak önemlidir. Fazla tüketildiğinde, potasyum böbrek sorunları olan bazı kişiler için zararı olan olabilir.

Kaynakça:
http://www.actiononsalt.org.uk/salthealth/children/#:~:text=Giving%20them%20healthy%20snacks%20such,the%20salt%20intake%20of%20children.
https://www.cps.ca/en/documents/position/dietary-intake-of-sodium-by-children

Yazar: Hasret Güvenç Ağaoðğu

#çocuklarda tuz alımı #çocukların diyetlerinde tuz #tuz alımın azaltılması #tuz alımının azaltılması #tuzun çocuklara zararı
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.