13. Yüzyıl Türk Edebiyatı ve Şairleri

Edebiyat r1b 14/01/2021

13. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Bu yüzyılda Türk Edebiyatı için en büyük gelişme, Moğol istilası tehlikesinden dolayı Ahmet Yesevi öğretisiyle yetişen mutasavvıfların Anadolu’ya gelmeleridir. Söz mevzusu alimlerin Anadolu’ya yönelmeleri şiirimizde bir kırılma noktası olmuştur. Şundan dolayı bu tarihten itibaren Anadolu’da bir Arap – Acem kültürü etkili olmaya adım atmıştır.

Bu süreçte Anadolu Selçuklu Devleti yargı sürmektedir. Anadolu Selçuklu Devletinde yazınsal dil, Farsça; bilim dili ise Arapça’dır. Zaman içinde Anadolu’da bilhassa beyliklerin ortaya çıkması ile eserlerde Oğuzca’nın tesiri artmıştır. Arap – Fars etkisiyle ve Oğuzcanın da devreye girmesi ile zaman içinde karma, yeni bir yazı dili dünyaya gelmiştir.

5970_konu_3734

13. yüzyılda Anadolu’da Mevleviyye, Yesevviyye, Rifaiyye, Halvetiyye, Kadiriyye benzer biçimde çeşitli tarikatlar ortaya çıkmıştır. Söz mevzusu tarikatların yayılması ile bu tarikatların felsefelerini özetleyen eserler de çoğalmaya adım atmıştır.

13. Yüzyıl Türk Edebiyatı Şairleri ve Eserleri

Hoca Dehhâni; Hoca Dehhâni, Horosanlı bir şairdir. Anadolu Selçuklu hükümdarının ününü duyarak bu yüzyılda Anadolu’ya gelmiştir. Hükümdarının iyiliklerinden de faydalanan Hoca Dehhâni, Selçuklu hükümdarının buyruğu ile Selçuklu Şehnamesi’ni kaleme almıştır. 20.000 beyitlik Farsça bir yapıt olan Selçuklu Şehnamesi, hemen hemen bulunamamıştır.

Hoca Dehhâni’nin şiirlerinde, Doğu şiirinin tesirleri göze çarpmaktadır. Onun şiirinde gül ile bülbül, bahar, meclisler, efsaneler, destanlar, özlemler, acılar, hevesler mevcuttur. Anadolu sahasında din dışı şiirin ilk örneklerini veren Hoca Dehhâni, şiirinde İran mitoloji kahramanları yerine Hz. Ali’ye yer vermiştir.

Türk Edebiyatında ilk kere Türkçe kaside yazan ve Anadolu’da sultanlara sunan ilk şahıs Hoca Dehhâni’dir. Ek olarak Hoca Dehhâni, Selçuklu sultanlarına sunulan son kasideyi de kaleme alan şairdir. Hoca Dehhâni, bununla birlikte çağının toplumsal yaşamını, güzellik anlayışını ve ahlâk anlayışını Divan şiirine ilk yansıtan şairdir. Anadolu Türkçesi’ni ustaca kullanan Hoca Dehhâni’nin 9 gazeli, bir tane de kasidesi bulunmaktadır.

Ahmet Fakih;Bazı edebiyat kaynaklarında 14. yüzyıl şairi olarak da geçen Ahmet Fakih, Horasan’da dünyaya gelen ve hemen sonra Konya’ya yerleşmiştir. Mevlana’nın babasından fıkıh dersi almış olduğu için kendisine Ahmet Fakih denilmiştir.

5970_1

Çarhname: 100 beyitlik bir kaside şeklinde bir eserdir. Ahmet Fakih, bu eserde dini, ahlâkî öğütlerde bulunmaktadır.

Kitabu Evsâf-ı Mesâcidi’iş- Şerife: Ahmet Fakih, bu eserde hac için gittiği Hicaz’dan dönüşünde 2 ay kadar Kudüs’te kalmış olduğu süreci anlatır. Mesnevi tarzında bir eserdir ve eserde dörtlükler de mevcuttur. Eserin aslı, şu an İngiltere’de muhafaza edilmektedir. Yapıt, bununla birlikte Anadolu’da yazılmış hacca dair ilk mesnevidir.

Aşık Paşa; Bu yüzyılda Anadolu’da yaşayan Türk ozan ve mutasavıfların içinde, en büyüklerin içinde sayılan Aşık Paşa da Horasan’dan gelmiştir. Kırşehir’de yaşamış, devlet işlerinde bulunmuştur. Şeyh Süleyman-ı Kırşehri’den zâhiri ve bâtıni ilimleri öğrenmiştir. Aşık Paşa, İran şairlerinden fazlaca etkilenmiştir.

Aşık Paşa’nın en mühim özelliği, Türkçe’ye verdiği önemdir. Kendisi, Gârib-nâme adlı eserinde bu hassasiyetini göstermiştir. Ulusal bir dil ve edebiyat yaratmak isteyen şairler içinde başı çeken Ahmet Paşa, dervişliğin yolunu halka göstermek ister.

Gârib-nâme: On bölümlük bu eserde Aşık Paşa, Türkçenin şiir dili haline gelmesine ön ayak olur.
Öteki eserleri: Fakr-nâme, Manzum Tasavvuf Risâlesi, Vasf-ı Hâl

Mevlâna Celâleddin Rûmi; 30 Eylül 1207’de Belh’te dünyaya gelen Mevlâna Muhammed, hemen hemen 5 yaşlarında iken babası ile hacca gider. Mevlâna ve ailesi Konya’ya yerleşmiştir. Mevlâna, Farsça ve Rumca’ya fazlaca iyi hakimdir. 1244’te Konya’ya gelen “Sultan’ül- Ma’şukin” kısaca Şemseddin Muhammed Tebirizî ile tanışan Mevlâna onun ilminden fazlaca etkilenir ve tasavvufi bir aşk ile ozan olur.

5970_mevlana-1

Mevlâna, matemetik, tıp ve astronomi öğrenmiş ve bu bilgisini eserlerinde kullanmıştır. Çoğu zaman Farsça eserler kaleme almıştır sadece Türkçe- Farsça mülemma şiirleri de mevcuttur. Şiirlerini içine doğduğu benzer biçimde söyleyen Mevlâna, şiirlerinde bol miktarda seci kullanmıştır.

Mesnevi: Mevlâna bu eserini Hüsamettin Çelebi’nin ısrarı üstüne kaleme almıştır. 6 cilt ve 25.618 beyitli bu eserde dini – tasavvufi ve etik öğütler veren Mevlâna, mevzuları işlerken öykülere de yer vermiştir. Farsça kaleme alınan bu yapıt, aruzun Fâ’lâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün kalıbıyla yazılmıştır.

Dîvân-ı Kebîr: İlahi aşkın işlendiği bu yapıt 44. 834 beyittir. Mevlâna, bu eserde Şems-i Tebrizi mahlasını daha fazlaca kullanmıştır. Bu eseri Mevlâna, Şems’ten ayrılması üstüne duyduğu özlem ile kaleme almıştır.

Fîhî Ma Fîh: “Onun içindeki odur” ve “Ne var ise odur” benzer biçimde anlamlara gelen bu yapıt, Mevlâna’nın çeşitli sohbetlerde yapmış olduğu konuşmalardan oluşur. Oğlu Sultan Veled tarafınca oluşturulan bu yapıt, 61 bölümden oluşur. Mevlâna’nın düşünüşü, fikirleri, devri mevzusunda bilgiler bulunduran yapıt Anadolu’da Vakıat (ders notları) türünün ilk örneği sayılır.
Meclis-i Seb’a: Mevlâna’nın yedi vaazının bir araya getirilmesi ile oluşturulan bu yapıt, Arapça- Farsça mensur bir eserdir.
Mektubât: Selçuklu Devleti’nin devlet adamlarına, dostlarına yazdığı mektuplardan oluşmaktadır.

Yunus Emre;Halk diliyle yazılan tasavvuf edebiyatının en mühim şairidir. Tasavvuf şiiri Yunus Emre ile en üst seviyeye çıkmıştır.
Dîvân: Yunus Emre hem hece ölçüsü ile hem de aruz ölçüsü ile şiirler yazmış ve söz mevzusu şiirlerini bu eserde toplamıştır.
Risâlet’ün Nushiyye: 373 beyitli bir mesnevidir. Öğütler kitabı anlamına gelen bu yapıt, aruz ölçüsü ile kaleme alınmıştır.

Sultan Veled; Mevlâna’nın oğlu, Mevleviliğin aslolan kurucusu ve ikinci piridir. Hüsameddin Çelebi’nin ölümü üstüne Mevlevi şeyhi olmuştur.

Eserleri: Dîvân, İbtidinâme, Rebâbnâme, İntihânâme, Maarif

Hacı Bektaş-ı Velî; Hacı Bektaş-ı Velî, Ahmet Yesevi’nin isteği üstüne Anadolu’ya gelmiştir. Onun ünü Budapeşte’de Azebaycan’a kadar uzanmaktadır.

Makalât: Sohbetler, sözler anlamına gelen bu eserde tasavvufi mevzular Arapça olarak kaleme alınmıştır.

Velâyetnâme: Ölümünden sonrasında düzenlenmiştir. Hacı Bektaş-ı Velî’nin yaşamı ile ilgili menkıbeler yer almıştır.

Hâliloğlu Yahya Burgazî;Edirne- Lüleburgazlı olduğu sanılır.

Fütüvetname: Osmanlı esnaf teşkilatı olan Ahilik ile ilgili kaleme alınmıştır.

Kaynakça:
Haluk İpekten, Eski Türk Edebiyatı, Dergah Yayınları, 2007, İstanbul

Yazar:Canan Yıldırım

#divan #edebiyat #Mevlana #şair #Türk
Bir yorum bırak
Mail adresiniz kimseyle paylaşılmayacaktır.